Kim Unutulmak İster Ki?

Marka… Güzel bir kelime. Ama birçoğumuz için biraz da soyut bir kavram. Adını koyuyoruz, logoyu bastırıyoruz, belki bir web sitesi de yapıyoruz, sonra bekliyoruz… 

“Markalaşmak için ne yapmam lazım?” Veya “Markalama nasıl yaparım?” Diye soranlar oluyor. Bu yazı size! 

Tasarrufa yönelik bir not: Eğer pazarlama profesyoneli isen bu konuları biliyorsundur. Sadece pazarlama jargonlarını minimal düzeyde kullandım. 5-6 dakika sürecek bu yazı yerine medyanın geleceğine dair ilgini şu yazı çekebilir. 

Hatırla; Marka Ne Demekti?

Soyut olanı hepimiz farklı algılayabiliriz. Markalaşmak yalnızca görünür olmak değildir. Hatırlanır olmaktır. İhtiyaç olan an, zaman veya durumda aklına gelmektir. Aklına gelmiyorsa gözüne veya eline gelmektir… İnsanların bağ kurmasını sağlamaktır. Daha uzun vadede işini büyütmek anlamına da geliyor. Ancak hatırlanmayan kişi aranmadığı gibi unutulan marka da markalaşamaz. Zaten tam olarak marka değildir!

Her yıl Türkiye’nin en değerli markaları listeler veya araştırmalar olarak yayınlanıyor. Bazen en çok sevilen markalar listeleri de oluyor (Biz pek buna inanmıyoruz ama bu başka bir konu). Peki listeye hiç girmeyenler markalaşamamış mıdır? Cevap basit: Evet, markalaşmaları yarıda kalmış olabilir. Bu listelere girmemeniz veya araştırmalarda çıkmamanızın finansal büyüklüğünüz, imkanınız veya ekip yapınız gibi çok farklı sebepleri olabilir. 

Öncelikli odağınız sadece hatırlanmak olursa ve uygun koşullar (bütçe, dağıtım, pazarın durumu, bütçe vb) yerine gelene kadar bu hatırlanmayı istikrarlı bir şekilde devam ettirirseniz markalaşırsınız.

Markalaşma yolculuğunda, markanızı oluştururken veya yeniden değerlendirirken nereden başlamalı? İşte bizim yaklaştığımız birkaç temel nokta:

Markan Nerede Saklanıyor?

Markan nerede görünüyor ve bulunuyor? Yani dükkanın, seninle temasa geçtikleri noktalar nereler? Fiziksel bir mağaza mı? Sosyal medyada mı görüyorlar? Instagram shop mu kullanacaksın? Yoksa hepsi mi? Müşterin nerede ve nasıl seninle tanışacak? Bunu anlamak çok çok önemli. 

Mesela B2B alanında fuarlarda, etkinliklerde tanışıyorsunuz.  Gıda markasıysanız market, e-ticaret veya aramalarda çıkıyorsunuz karşılarına insanların.

Eğer ürününü arayıp buluyorlarsa, sana ulaşmaları kolay mı? Eğer zorsa, rakibine kayıyorlardır.

Ürününü Doğru Anlatıyor musun?

Ürün veya hizmetin ile insanların zihninde nasıl bir yer ediniyorsun? Sen bir teknoloji markasısın ama anlattığın ürün karşılık buluyor mu insanlarda? Onlar için ne ifade ediyorsun? 

"Biz kaliteliyiz," “Biz güveniliriz” veya “En son teknoloji bizde” hatta “ilkiz” diyorsan pek anlamı olmayabilir müşteriler için.

Bu özellikleri nasıl gösteriyorsun? Veya hikayeleştiriyorsun? Hatta deneyimletiyorsun? 

Sloganlar ve klişeler yetmez. Slogan mı buldun? Tebrikler ama bu daha başlangıç! Saatlerce strateji sunumları şu aşamada gerekmez (bence hiçbir aşamada abartmaya gerek yok bu arada). 

Biz müşterinin ürün/hizmetle ilgili ne düşündüğünü ne hissettiğini öğrenmek için hem doğrudan markalarla hem de sokakta, sahada veya nerede olurlarsa olsunlar onlarla konuşuyoruz. Mini araştırmalar yapıyoruz. Hatırı sayılır bir yatırım yapılacaksa büyük araştırmaları da profesyonellere teslim ediyoruz. 

Akl-ı selim ve sezgisel yaklaşımla rekabette ürününü iyi anlatmak yetmiyor, mesajının (yani markanın) hedefe ulaşıp ulaşmadığını ve ulaştıysa da zihninde bir parazit olup olmadığını, insanların doğru anlayıp anlamadığını ölçüyoruz; ölçmek zorundayız. 

Rakibini Tanı

Rakiplerin kim? Daha da önemlisi, sunduğun ürün veya hizmeti neden başka bir yerden almıyorlar da sizden alıyorlar? 

Fiyat mı? Kalite mi? Seni tercih etmelerinin sebebi… 

Her yerde olman mı? Yoksa başka bir şey mi? 

Bu ayrımları net bir şekilde ortaya koymak markanı güçlü kılar. Rakibine benzemeye çalışmak da önemli, ama ondan nasıl ayrıldığını anlamak daha önemli. 

Ayrışmak önemli değil insanların ihtiyacına, talebine cevap vermek önemli diyenler olabilir. Evet haklılar. Bu zaten hava, su gibi… 

Belki ayrıştırıcı ürünün yok ama marka varlıkların (logo, renk, slogan, sosyal medya paylaşımların vb) ayrışmalı. Karakterini özgünlüğünü ortaya koymalısın. Büyük markalardan farkın bu olabilir mesela.

Büyük Düşünüyoruz Ama Bütçemiz Yok

Bütçeniz yoksa kendi yağınızda kavrularak ilerlemek de mümkün. Ancak marka bir yatırımdır. Yatırıma orta ve uzun vadeli bakabilirsin. Yatırım alanıyla ilgilenenler bilir, yatırım sepetini çeşitlendirmek tavsiye edilir. Benzer şekilde marka yatırımını da çeşitlendirip hangi yollar daha iyi sonuç veriyorsa onlara ağırlık verebilirsin mesela. Marka yatırımında bileşik yaklaşım önemlidir. Üzerine koya koya gidersin. 

Mesela bazı hisseler vardır. Fiyatı düştükçe alırsın ve yıllar sonra kara geçersin. Markalaşma yatırımını da bu şekilde düşünmek mümkün.

Sosyal medyayı kullanabilirsin ancak bütün markalar ve insanlar orada. Gürültünün içinde kaybolmak tereyağından kıl çekmek kadar kolay. Hatta hiçbir yapmazsan da kaybolursun (çok talep edilen bir hizmetin/ürünün varsa başka tabii).

Bunları da büyük büyük düşünmek önemli. 

Reklam

Büyük bütçeler olmadan da reklam verebilir ve yavaş yavaş devam edebilirsiniz. 

Burada kural, kanun veya formül yok. Sadece belli prensipler ve bilimsel yaklaşımlar var. 

Harcanan bütçe gerçekten sonuç getiriyor mu, yoksa "deniyoruz ama anlamıyoruz" modunda mısın? 

Biz, hem mevcut yöntemlerinizi gözden geçiriyor hem de bütçenizi en etkili şekilde kullanmanız için alternatif yollar öneriyoruz. Tek bir mecra veya belirli reklam türleri önerenlere lafımız yok ama sorgulamadan da reklam vermiyorsundur, eminim.

Fraksiyonel CMO Ne Fayda Sağlar?

Bir şirket sahibi olarak, yukarıdaki konularda uzman olmak zorunda değilsin. 

Biz buradayız çünkü markanı doğru yorumlayarak pazarlama yol haritanı birlikte çiziyoruz. 

Haftada sadece birkaç saatlik (bizim ortalamamız haftalık 8,5 saat) bir çalışma yapıyoruz ve bu saatler içinde:

  • Netleşmeni sağlıyoruz: Markanın gerçek potansiyelini ve eksiklerini ortaya koyuyoruz.

  • Bütçeni koruyoruz: Pazarlama bütçenin her kuruşunun karşılığını almana odaklanıyoruz.

  • Uygulanabilir çözümler sunuyoruz: Önerilerimiz sunumda kalmaz; sahada işleyecek şekilde tasarlanır.

  • İşine özel planlama yapıyoruz: Markanı rakiplerinden farklı kılan neyse onu öne çıkarıyor; bunu istikrarla yaygınlaştırma planı yapıyoruz.

Birlikte fraksiyonel CMO hizmeti veriyoruz. Duruşumuzu anlamak için buraya bakabilirsin.

İşletmenin Boyutuna Değil, Zihniyetine Bakarız

İşletmenin küçük ya da büyük olması değil, markalaşma konusundaki zihniyetin bizi ilgilendiriyor. 

Sabun üreticisi olun, e-ticaret kanallarında satış yapıyor olun fark etmez; nereye ulaşmak istediğini netleştirmek önemli. Tabii hatırlanır olmak istiyorsanır. Kim unutulmak ister ki?

Pazarlama ve reklamları kendi imkanlarınla yapmak istiyorsan, bunu öğrenebilir ve uygulayabilirsin. Teknoloji bugün olmadığı kadar uygun.

Ayrıştırıcı unsurlar (logo, sosyal medya içerikleri gibi) üretmek kolaydır; ancak kalite olarak belirli bir seviyenin üstüne çıkmak pek kolay değil. Eğer biraz olsun denediysen bilirsin… 

Unutulmamak için sürekli çılgın fikirler peşinde koşmaya da gerek yok. 

Özgün, anlamlı ve doğru bir duruş sergilemek çoğu zaman yeterli olacaktır. 

Markalaşma ve pazarlama anlamında yol haritanızı netleştirmek istersen buradayız.

Önceki
Önceki

İyi diyelim iyi olsun Gofrik

Sonraki
Sonraki

Yapay Zeka Kategorisinin Rekabeti