Geleceğe Takılmasın Kafanız: Kaosta Ahengi Bulmak
Herkes geleceği tahmin etmeye çalışıyor. Bugünün karmaşasıyla yüzleşmek ağır geliyor galiba. Geleceğe yatırım yapıyor gibi görünmek basit bir güvenlik hissi veriyor. Piyasayı okuduğumuzu sanıyoruz.
Önümüzdeki on yılı tahmin etme saplantısı kontrolden çıktı resmen. Siyaset bilimci Philip Tetlock bunu kanıtladı: Kocaman bir deney yaptı. Uzman tahmincilerin geleceği bilme oranının, dart atan bir şempanzeyle aynı olduğunu gösterdi.
Ama biz o dartları fırlatmaya devam ediyoruz.
İllüzyon ve Tekno-Panik
İlişkileri, müşterileri ve bağları çok hızlı tüketiyoruz. Herkes devasa soruların peşinde koşuyor. Yapay zekâ dünyayı ele geçirecek mi? Evrensel temel gelir olacak mı? Sorularla şimdi sizi tetiklemek istemiyorum, ne olduğunu anladınız…
Açıkçası bilmiyorum. Bunu düşünmeyi faydalı da bulmuyorum.
Ben bugünün dertleriyle ilgileniyorum. Dünyada ortalama verilere göre 30-35 yılım kaldı. Şu anki işime, birlikte çalıştığım insanlara ve sevdiklerime ne bırakacağıma bakmaya çalışıyorum.
Şirketinizden yapay zekayı, algoritmaları ve yazılımları bir anlığına silin.
Yarın o şirketi nasıl yöneteceksiniz?
Verecek bir cevabınız yoksa ciddi bir tekno-panik içindesiniz. İnternet her sabah aynı şeyi söylüyor. Geleceğe ayak uydur veya yok ol. Biz de ne olduğunu bile tam anlamadığımız araçlar için prompt optimize ediyoruz. Henüz var olmayan sorunları çözmeye çalışıyoruz.
Zorluktan Kaçan Markalar
Bugünün gerçekliği ağırdır. Kırılgandır. İçinde insan sürtünmesi, zorluk ve operasyonel yük barındırır. Gelecek projeksiyonları ise steril birer fantezidir.
Yapay zekâ saplantısı, insanın o kusurlu yapısından kaçma çabasıdır, bence. Sürtünmeden kaçan bir marka asla bir topluluk inşa edemez mesela. Çünkü hakiki olmayı gerektirir.
Kurt Vonnegut çok haklı şu lafında: “Herkes inşa etmek istiyor. Kimse bakım (maintenance) yapmak istemiyor.”
Müşteriyle gerçek bir ilişki sürdürmek zor geliyor. Hemen otomasyonlara sarılıyoruz. İnsanlarla muhatap olmayalım daha iyi der gibi… Şirket fütüristleri de bu kaygıyı besleyip ceplerini dolduruyor. Geleceği tahmin etmek dünyanın en güvenli işi. Bugün için asla hesap vermiyorsunuz. Fütürist size hayali bir okyanusun haritasını satıyor. Sizin geminiz ise limanda su alıyor.
Gerçekliği Filtrelemek
“İşimiz bugünü son derece net görebilmektir.” Matt Cohler
1950'lerde insanlar 2000 yılında Mars’ta koloniler kuracağımızı düşünüyordu. Gerçekliğin yerçekimini unuttular. Bugün aynısını yapay zekâ için yapıyoruz.
Oysa müşterinizin biyolojik ve psikolojik mimarisi değişmiyor. İnsan hâlâ aidiyet arıyor. Netlik arıyor. Güven arıyor.
Ben şirketlere tam olarak bu yüzden Fractional CMO (Yarı Zamanlı Pazarlama Direktörü) olarak yardım ediyorum. Gerçeğin rolünü temsil ediyorum, müşterinin gerçeği tabii ki.
Şirket içi pazarlama ekipleri bir inovasyon tiyatrosu içine sıkışmış durumda. Yönetim kuruluna şirin gözükmek zorundalar. İş yapıyoruz, demek zorundalar. Halbuki artık pazarlama her departmana yayılabilecek bir noktaya geliyor. Daha çok nüfuz ve bağ kurma işi…
Şirkete tonla yapay zekâ gürültüsü enjekte ediyorlar.
Benim işim de dışarıdan gelip bu gürültüyü radikal bir şekilde filtrelemek oluyor. Sadece eksiltmek ve yapıyı sağlamlaştırmak önemli hale geliyor.
Evet ciro önemli, sistem kurmak önemli, ton önemli, farklılık önemli ama gerçeği kaçırmadan, gereksiz şeyleri ayıklamak daha önemli.
Haritayı Kapatın
Geleceğin senaryoları üzerine halüsinasyon görmeyi bırakın mesela bir defalığına.
Hep alıştığınız yolda bile haritayı açmayın.
YZ’ye sormayın.
Bir öğleden sonranızı sadece kendinizi algoritma ve YZ’ya kapatmaya ayırın. Algoritmaları alt etmeye çalışmaktan vazgeçin.
Kendinize sadece şu soruyu sorun:
Şu an yaptığım işlerin hangisini bir makine asla ikame edemez?
Belki o zaman kaos içindeki ahengi bulabilirsiniz.