Gerçek Bağımsızlık: Havalı Unvanların Ötesi

Yaklaşan değişim sadece pazarlamanın kendisinde olmayacak. Unvanlarda olacak.

Yakında unvanları kurumsal bir statü sembolü olarak değil, sadece insanların gerçekten ne yaptığını anlamak ve yeniden tanımlamak için kullanacağız. 

Ya da en azından ben öyle umuyorum. Bu bir tahmin.

Ben bir fraksiyonelim.

Yok siyasi bir mesele değil, fraksiyonel profesyonel. Dışarıdan pazarlama liderliği hizmeti veriyorum.

Bana bu unvanı kimse vermedi. Bağımsız bir profesyonel olarak çalışıp bunu kendim kazandım. Çoğu insan dünyada bu terimi sadece maaşlı çalışan olmamanın, canının istediğini yapmanın ve zamanını iş gücü kısımlarına bölmenin bir havalı tabelası olarak kullanıyor.

Hayır, bunu "fractional" çalışmanın lojistiği veya yöntemleri hakkında yazmıyorum. O işin kolay kısmı. Ve hayır, bu yazı "X değil, Y" klişeleriyle dolu, yapay zekâ tarafından üretilmiş plastik bir metin de değil.

Bu yazı, pazarlamada gerçek bağımsızlığın aslında ne anlama geldiği hakkında.

Fraksiyonel CMO İçin Bağımsız Olmak Ne Demek?

Bağımsızlık, hiçbir şeyin veya hiç kimsenin etkisi altında kalmamak demektir. Sadece gerçeği, insanların hislerini ve anlamı aramaktır. Hızlı alıcıların kim olduğunu, gelecekteki alıcıların kim olacağını ve aralarındaki farkın ne olduğunu (ya da ne olabileceğini) anlamayarak hareket etmektir. Bu mesele sadece "satış yaptırmak" ile ilgili değil. Çünkü o kadarı çok sığ ve fazla faydacı. Satış çok farklı bir bağlam olsa da pazarlama satışı kolaylaştıran bir süreç ve zamana yayılmıştır. Zamansal bir disiplindir. Ve bağımsız olmak, aynı zamanda son derece anti-Makyavelist olmaktır. Yoksa sadece işlemsel olursunuz.

Amacımız rakiplere göre değil, zamana, yani zamanın ruhuna (zeitgeist) göre değişmek. Rekabet insanlar için değerli bir şey olabilir ama her zaman öyle olmuyor. Bazen kendi alanımızda "tek ve biricik" olduğumuzu sanma kibrine kapılıp pazara karşı körleşiyoruz.

İnsanların gerçekten ne istediğini anlıyor musunuz? Ya da yakın gelecekte ne isteyebileceklerini?

Kültür nereye gidiyor? Dürüst olmak gerekirse, Türkiye'de hiçbir yere gitmiyor…

Pazar çok yavaş hareket eder, bazen hızlanır sonra yavaşlar, talep şekil değiştirir; bazen bu görünür bazen görünmez.

Ne olursa olsun tüm tahminlerimiz doğru da çıkmaz (çoğu profesyonel bunu ifade etmez ama gerçek bu).

Peki Bağımsız Fraksiyonel CMO Markalaşma Anlamında Ne Yapar?

Bağımsız bir CMO, bağımsız bir marka yaratır. Yani o markayı, ürünü gerçekten kullanacak veya satın alacak çekirdek kitleye göre inşa eder. Bu anlamda bağımsız pazarlamacılar tek bir şirketin bordrosunda da olabilir, bir portföy kariyerine de sahip olabilirler.

Bir zamanlar ben de "tek markacı" idim. Ama bir kategoriden öğrenip o deneyimle diğerini beslemenin, füzyon mutfağı gibi gerçekten çok eğlenceli bir şey olduğunu gördüm.

On yıl önce ben de yanıldım. Etki altında kaldım. Rekabete çok fazla odaklandım... İnsanları da yanlış yorumladığım da oldu. 

İnsanların her zaman sadece sadede gelen, çok net şeyler arzuladığını ya da istediğini düşündüm.

Ama bir adım geri çekildiğinizde, o kolektif paniği filtrelediğinizde ve önyargıları anladığınızda örüntüleri görmeye başlıyorsunuz. 

Gerçi bazen ortada hiçbir örüntü olmuyor.

Sadece istatistiksel bakıp anlam çıkarmanız da mümkün. Son birkaç senedir az bütçeyle büyüme dedikleri şey.

Aslında dümdüz pazarlamadır büyüme. Hızlıca akış gelen tarafa yönelip oradan hareket ederek satışa hızlıca koşmaktır.

Ancak pazarlamanın güzel tarafı kaosta. 

Benim işim kaosu kontrol etmek ya da o kaos yokmuş gibi davranmak değil. Benim işim; zihnimi berrak tutup, sadece kitlenin gerçekliğine demir atarak o kaosun içinde yolumu bulmak.

Bazen o kitle, sadece portföyümdeki şirketlerin ekip üyeleri oluyor. Bazen de şirketin diğer departmanları...

Bazen teknolojik gelişmeler hata regülasyon… 

Sadede Gelelim

Bizi bu karmaşadan kurtarması için kurumsal hiyerarşilere veya katı maaş bordrolarına ihtiyacımız yok. Yani olmasa da olur.

Sadece kaosa bakıp, gülümseyip (bazen de içten içe ağlayıp) şunu söyleyebilecek özgürlüğe ihtiyacımız var:

"Örüntüyü görüyorum. Hadi buradan bir anlam ve fayda inşa etmeye başlayalım."

İster yatırımcı olsun ister ekipten birisi olsun, örüntünün belirsizliğinde yok olmaktan çok bir sonraki yakın aşamaya odaklanıp örüntüyü aşama aşama çözmeye, fraktal güzelliğe, kaosun anlam bütünlüğüne bakmaya çalışmalı…

Bu yazı Order in Chaos isimli substack yazımın bir uyarlamasıdır.

Sonraki
Sonraki

Geleceğe Takılmasın Kafanız: Kaosta Ahengi Bulmak