Algoritmaları Yenmenin Bir Yolu: Topluluk Odaklı Fraksiyonel Pazarlama

Farkında mısınız, değersizleşiyor çoğu şey…

Saniyeler süren, derinliğine bakmadığımız, hemen sonuca ulaşmak istediğimiz yüzeysel, plastik bir dünyaya doğru gidiyoruz sanki.

Ama bir yandan da o plastiğin içinde parlayan cevherler var. Gençler var… Bir şeyler yapmaya çalışırken işinin hakkını vermeye çalışan, inatçı zihinler var.

Hepimiz o veya bu şekilde algoritmalara hapsolmuşuz gibi gelse de, imkanların ve ihtimallerin ötesinde, organik bir dünya hala mümkün.

Bugünlerde herkesin dilinde benzer laflar var: "Bağ kurmak lazım. Topluluk oluşturmak lazım." İyi ama nasıl?

Biraz önce X’in algoritması önüme harika bir söz düşürdü: "Birisine güvenip güvenmemeyi düşündüğün an, zaten güvenin olmadığı andır."

Ne kadar doğru değil mi? Hele ki yapay zeka çağında "yapay güven" de bu kadar artmışken, katman katman sorguluyoruz her şeyi. Müşteriler de sizi böyle sorguluyor.

Peki biz markalar, girişimciler, danışmanlar olarak ne yapacağız? Ne yapmalıyız?

İkna etmeye çalışıp devamlı aynı mesajı (ve reklamı) insanın gözüne sokan o eski PR kampanyalarına artık neredeyse kimsenin bütçesi yok. Biraz cesareti olan yaratıcı çalışmalar yapıyor ama medya gücüyle desteklemekte zorlanıyor.

Yatırımcılar bir koyup üç değil, on almak istiyor. Algoritmanın istediğini verip, şekilden şekle girerek "viral" olacağın o dalgayı kovalamak dışında hangi yollar var?

Bilinen ve kopyalanan yolların hiçbiri bir işe yaramıyor. Çünkü ortada devasa bir duvar var.

Algoritma ve Yapay Zeka Duvarı

Meta, Google ve LinkedIn algoritmaları, markanızla kendi hedef kitleniz arasına her geçen gün daha yüksek bir "duvar" örüyor.

Matematik çok acımasız: Eğer reklam bütçenizi %20 artırmanıza rağmen erişiminiz %10 düşüyorsa, tebrikler; bir platform bağımlısı haline gelmişsiniz demektir. Algoritma sizden sürekli daha fazla “haraç” istiyor.

İşte bu duvarı yıkmanın değil, o duvarın etrafından dolanmanın tek yolu var: Amacınıza bir topluluk (community) yoluyla ulaşmak.

Ama pragmatik olmadan. Çıkar ilişkisi gözetmeden. Mış gibi değil; hakiki anlamda. Sistematik bir iyilikle ve açık iletişimle. Markanı sadece satmak için değil, sana ve onlara bir şey ifade eden bir bağlamda büyüterek... Fetişize etmeden, "hype" rüzgarlarına kapılmadan. Bir mahalle havasında; zorlamadan.

Her Topluluk Farklıdır

Topluluk kurmak bir "kopyala-yapıştır" işi değildir. Her topluluk parmak izi gibi kendine hastır.

Taylor Swift'in etrafında kenetlenen o devasa "Swifties" fandomunu düşünün. Onları bir arada tutan şey ortak bir duygu, aidiyet ve ikonik bir figürdür. Veya Harley Davidson sahiplerinin oluşturduğu o özgürlükçü kabileyi düşünün...

Diğer tarafta B2B dünyasına bakalım: Notion'ın veya Figma'nın etrafında toplanan, şablonlarını paylaşan, birbirinin iş akışını çözen o devasa üretici toplulukları.

Hiçbiri birbirine benzemez. Kimi ortak bir tutkuyu, kimi ortak bir derdi paylaşır. Mesela toplulukların topluluğu olarak yolumuz kesişen bir Atölye var; şimdilerde farklı deneyim tasarımları yapıyor. Onun dışında Komünite var (sologirişimci topluluğu).

Sizin şirketinizin topluluğu da sizin iş modelinizin özüne uygun olmak zorunda. Aksi halde topluluk değil, sadece kuru bir "mail listesi" veya karışık bir WhatsApp grubu kurmuş olursunuz.

Fraksiyonel Akıl ve Topluluk Odaklılık

İşte tam bu noktada, o topluluğu inşa etmek için içeride devasa, hantal ve tam zamanlı ekipler kurmanıza gerek yok.

Fraksiyonel bir akıl ile doğru mekanik ve dinamiklerle bir topluluğu oluşturmanın, tohumları atmanın yolları var. Fraksiyonel dememin sebebi sadece ticari anlamda değil; etki ve sonuç odaklı olup kaynakları verimli kullanarak yeni yollar bulmakla ilgili.

Bunlarla kim uğraşacak diyorsanız zaten yanlış yerdesiniz.

Algoritmaya değil, insana yatırım yaparak "satın alan" değil "savunan" bir grup insanı bir araya getirmeyi hayal ediyoruz biz. Sadece satmak için değil, birlikte üretebilmenin veya paylaşabilmenin yolları için…

Algoritmalar bitince bunlar gerekecek çünkü. Bir oyunlaştırma mekaniği ve design thinking meselesi de değil. Doğru duygu ve anlamla bir sistem kurma meselesi… Bazen sisteme üyelerin etkisine de izin veren şekilde…

Bir Topluluk Simülasyonu

Biz; Esra, Can ve Burak olarak teorik laf salatalarından biraz sıkıldık.

Bu yüzden gerçek bir senaryo üzerinden canlı bir pazarlama ve topluluk evrenini simüle edeceğimiz özel bir atölye/kurgu hazırladık.

Bu etkinlikte ne yapacağız?

Canlı Briefleşme: Kendi iş modelinizi masaya yatırdığımız, 10 dakikalık analiz seansları yapacağız.

Biraz Network: Yanınızda oturan o kişilerden biri, bir sonraki iş ortağınız, yatırımcınız, dostunuz veya en büyük müşteriniz olabilir.

Uygulanabilir Çıktı: Kapıdan çıkarken elinizde teorik bir sunum değil, Sonraki hafta ekibinizle uygulayabileceğiniz net bir "Topluluk Yol Haritası" olacak.

Bu atölyeden sonra işinizin veya girişiminizin topluluğa uygun olup olmadığını şeffafça göreceğiz (Çünkü her iş modeli için topluluk doğru strateji olmayabilir; dürüstlük önemli).

Sonra süreci 3 farklı cephede inşa etmeniz mümkün olacak.

  1. Kurulum: Sıfırdan topluluk mimarisi (O ilk 100 sadık üyeyi nasıl buluruz?).

  2. Operasyon: Algoritmaları bypass eden içerik ve organik etkileşim döngüsü.

  3. Pazarlama ve Satış: Topluluğu sadece bir sohbet odası olmaktan çıkarıp, organik bir "değer ortamına" (ve dolayısıyla gelire) dönüştüren rahatsız etmeyen, doğal kurgu nasıl oluşturulur?

Sadede Gelelim

Algoritmalar değişecek. Reklam tıklama maliyetleri artmaya devam edecek. Yapay zeka, bugün uzun uzun yazdığımız metinleri yarın saniyeler içinde eskitecek. Platformların kuralları her gün yeniden yazılacak. Birçok konu otomatize edilecek.

Ama değişmeyen tek bir şey olacak: İnsanın güvenme, anlaşılma ve bir yere ait olma ihtiyacı.

Müşterilerinizi (veya takipçilerinizi) Zuckerberg’den, Google’dan veya Microsoft'tan her gün yeniden "kiralamayı" bırakıp, onlarla aynı mahalleyi kurmanın vakti geliyor. Kendi topluluğunuzu inşa ettiğinizde, o platformların ördüğü duvarlar sizin için anlamsızlaşır.

Biz, o plastik dünyanın dışında, hakiki bir masa kuranları arıyoruz, onları davet ediyoruz… Eğer siz de sürekli değişen kurallarla boğuşmaktan yorulduysanız ve işinize inanan insanları bir araya getirmek istiyorsanız; sandalyelerden biri sizin için boş.

Görüşmek üzere.

Biletler burada.

Sonraki
Sonraki

Bir "Fraksiyonel CMO"ya İhtiyacı Olduğunu Gösteren 5 Net Belirti