Yapay Zeka Şirketleri Neden "Marka" Olamıyor?
Geçen yıl tam bu zamanlar kaleme aldığım bir yazıda şöyle bir cümle kurmuştum: "Yapay Zeka metalaştı metalaşacak… Teknolojilerinde farklılaşma var evet, ama insanı yakalamak için sadece ürünün mükemmel olması veya yaygınlaşması yetmiyor."
Aradan geçen bir yılda neler oldu neler? Tahmin ettiğimden çok daha hızlı bir şekilde, o "metalaşma" gerçekleşti. Bugün OpenAI, Anthropic, Google veya Mistral... Hepsi milyar dolarlık yatırımlar alıyor, dehşet verici hızlarda büyüyorlar. Onun dışında onbinlerce YZ aracı ve şirketi var.
Ama ortada çok tuhaf bir sorun var: Hepsi birbirine benziyor, his olarak.
Yatırımcılar trilyonlarca doları "işlem gücüne" ve parametre sayısına gömerken, bu şirketlerin kurucuları çok temel bir şeyi ıskalıyor: Farklılaşmayı ve hissettirmeyi.
"Aradığınız Yapay Zekaya Ulaşılamıyor"
Geçenlerde Özel Yılmaz Linkedin’de güzel bir detay yakalamış. Yetenekli ve sevdiğim bir arkadaşım, şöyle yazmış: "Farkında mısın? Dünyanın en zeki algoritmalarını yazan, her şeyi bilen bu YZ şirketleri, Google'da en temel 'Yapay Zeka' veya 'AI araçları' aramalarında bile organik olarak yer almıyorlar."
Durum gerçekten bu. Dünyanın en ileri teknolojisini üretiyorlar gibi görünüyor ama en temel pazarlama kurallarından bihaberler. Çünkü büyüme stratejilerini sadece "basit yollarla yayılmak" ve Twitter'daki (X) "hype" rüzgarına binmek üzerine kurmuş durumdalar. Bazen Linkedin’de de yapıyorlar.
Milyonlarca dolar yatırım alıp, bir kullanıcının dertlerine organik yollardan derman olamamak... Influencerların “hadi hemen para kazan” diyerek coşturduğu, eğitimlere gidip gidip biraz denenen sonra yeni bir versiyonu çıkan üretken yapay zekayla tekrar uğraşmak yani bunlar güzel vakit kayıpları. Kişisel bir tercih meselesi. Gerçekten bir şey öğrenip hayatınızda bir değişiklik oluyorsa şapkam havada… Ama genelde bu araçların hepsi birbirinin aynısının farklısı. Bir tık yenisi, arayüzü daha iyi, bazı özellikleri hızlı vesaire vesaire… Hadi buna da tamam. Ben de çok vakit kaybettim bazılarıyla.
Vakit kaybını anladıktan sonra kriterlerin gelişiyor ve sana en uygun olanını buluyorsun. Ama gördüğüm kadarıyla devamlı değişen kullanıcısı olan ve yeni pazara çıkan birçok YZ araçlarının teknoloji şovu yapıp ama o teknolojiyi arayan sıradan insanın karşısına "içerikle" çıkamamak gibi büyük bir derdi var.
Büyük bir körlük değil mi?
Su, Elektrik ve Yapay Zeka
Geçen seneki yazımda sorduğum soru hala geçerli: Güven inşa edilmeden, sadece iyi bir meta (ürün) olarak nereye kadar gidebilirsiniz?
Şu an YZ şirketleri birer "elektrik dağıtım şirketi" veya "şebeke suyu" gibi davranıyorlar. Musluğu açıyorsunuz, kod yazıyor. Düğmeye basıyorsunuz, görsel üretiyor. Harika.
1 yılda çok teknik gelişti, işsiz bırakanlar, zaman kazandıranlar var ama güven inşa edeni hala yok gibi.
Ama elektrik şirketinizle aranızda duygusal bir bağ var mı? Hayır. Suyu kimin sağladığı umrunuzda mı? Hayır. İşte YZ markalarının sürüklendiği yer de burası. Eğer sadece "en hızlı metni yazan araç" olmaya çalışırsanız, yarın sizden bir milisaniye daha hızlı olan (veya daha ucuz olan) bir rakip çıktığında terk edilirsiniz.
Farklılaşmak: Liquid Death Olmaya Gerek Yok Ama...
Marka olmak, basitçe her yere yayılmak (user acquisition) demek değildir. Geçen sene OpenAI ilk CMO'su Kate Rouch'u atadığında, hedefin "Apple gibi bir güven markası olmak" olduğunu söylemiştik. Ancak bugün baktığımızda stratejinin "herkesin kullandığı bir araç" olmanın ötesine pek geçemediğini görüyoruz.
Araya bir de ABD hükümetiyle ve Anthropic ile ilgili olan mevzular girince işin rengi daha da değişti.
Elbette bir YZ markasının su markası Liquid Death gibi absürt veya agresif bir pazarlama yapmasına gerek yok. Ancak insanın kalbine dokunacak, ona "bu araç benim dünyamı anlıyor" hissini verecek bir konumlandırma ve hikayeye ihtiyaçları var.
Sadede Gelelim: Üründe Değil, Duyguda Rekabet
Günümüz yatırımcıları "Teknoloji ne kadar iyi?" diye soruyor olabilir. Ama son kullanıcı günün sonunda hep aynı soruya bilinçsizce geri döner: "Bu marka bana ne hissettiriyor?" ve hayatına devam eder.
Eğer bir girişimciyseniz (ister bir YZ start-up'ı olun, ister B2B bir yazılım şirketi), dev ve büyüklerin yaptığı bu hataya düşmeyin. Sadece "daha iyi kod" yazarak veya ürünü bedava dağıtarak rekabet edemezsiniz. Ya hakikaten bir fikir önderliği lazım ya da samimi bir bağ kurmanız…
Rekabet; hissettiren, bağ kuran, insanın kaygılarını (veya YZ felaket senaryoları korkusunu) şeffafça yönetebilen markaların alanına dönüşüyor. Bir de kullanıcılarıyla YZ arasında deneysel bir alan açabilenlerle.
Yapay zeka sadece bir araçtır. Yapay zeka ile farklılaşamazsın.
Onu bir markaya dönüştürecek olan şey ise algoritmalar değil, o teknolojinin arkasına koyduğunuz "insan hikayesi"dir.
Biraz da buna göre hareket eden marka bilen var mı?