Liderlik: Mikro mu? Güven mi?

Fraksiyonel CMO alanında işimizin önemli bir kısmı liderlik. Pazarlama alanındaki ilgili ekiplerle birlikte aynı masada oturmak. Kurumsal dünyada yönetici olarak çalıştığım zamandan beri hep düşündüğüm bir konuydu liderlik. “İşlere ne kadar dahil olmalısın? Ne kadarını ekibe bırakmalısın?” sorularını düşünürken bu yazıyı çıkarıverdim.

İkilem: Liderlik - Yöneticilik

Görevleri başarıyla tamamlamak, hedefleri tutturmak sonucunda terfi beklentisi oluşur. Çoğu yönetici de, en iyi bildiği işi yaparak terfi etmiştir. Detaylara hakim olmak ve sorun çözmek onların yükselmesini sağlamıştır. Ancak iyi bir lider ile iyi bir yönetici olmak arasında dev gibi bir fark vardır. İşinizi çok iyi yapabilirsiniz, bu sizi iyi bir yönetici yapmayabilir. İyi bir yönetici olabilirsiniz, işleri takip eder, zamanlamasını planlamasını çok iyi yapabilirsiniz (yöneticilik) ama ekibiniz size fikirlerini dürüstçe açmak istemez, sizin işin geleceği hakkındaki fikirlerinizi sahiplenmez (liderlik). Liderlik insanlarla ortak hedef (gelecek) ve etkileşime odaklanırken yöneticilik daha çok günümüzle ilgili ve işlemsel boyuttadır.

Bu farkı da kaçıranlar mikro yönetim tuzağına düşmeye de mahkum.

Liderlik Orkestra Şefliği Gibidir

İyi bir şef önce doğru orkestra üyelerini seçer. Seçtikten sonra ise müzisyenliğine karışmaz, eseri yorumlamaya odaklanır. Çünkü onları seçerken güvenerek seçmiştir.

Ama bazı liderler ne yapıyor?

Müzisyeni seçtikten sonra onun nasıl çalması gerektiğini bizzat gösteriyor. Hatta konserde enstrümanı elinden alıyor!

Bu yüzden mikro yönetim sıkça görülüyor. Çünkü kontrol etmek kolaydır. Dikte etmek çok kolaydır. Ancak güvenmek zordur.

Mikro Yönetim Neden Kolay?

Kurucular için “kişisel bir yatırımdır” mikro yönetim. Şirketi kurucusu her şeye müdahale etmek ister. Benim şirketim benim dediğim olur diye düşünürler. Ya ben doğrusunu bilirim mantığı vardır içinde ya da sahiplik/mülkiyet duygusuyla hareket ederler.

Başarıya alışkın liderler içinse bu bir reflekstir. Yıllarca sorunları çözüp güzel işler hayata geçirmip yükselmiş biri ise her probleme dalmak ister, eski günlerdeki gibi…

Ama sorun şu: Çalışanlara güven ve inisiyatif anlamında alan tanımazsan, bağımsız olmayı asla öğrenemezler. Bizim toplumdaki çocuk yetiştirme yaklaşımını çağırştırdı bana…

Sürekli yöneticisine bağımlı hale gelen bir ekip, büyümeyi değil, beklemeyi öğrenir. Ve bu, bir organizasyonu en çok yavaşlatan şeylerden biridir.

Peki, Hakiki Liderlik Nedir?

Yeteneğe Alan Açar

Liderlik, en iyi çalışanı bulup, sonra ona ne yapacağını söylemek değildir. Doğru insanı bulup, onun yeteneğini ortaya çıkarmaktır. Bazen sınırlarını zorlamak bazen de onu teşvik etmektir…

Güven Vermek

Lider, her şeyi kontrol eden değil, doğru ortamı yaratan, olşuturan kişidir. Çünkü liderliğin özü, çalışanları “talimat bekleyen” değil, “inisiyatif alan” bireyler yapmaktır.

Steve Jobs’ın dediği gibi, "Liderlik inovasyonu yaratır, takipçilik sadece uygular."

Ama bir şirket hiyerarşik bir şekilde yukarıdan aşağıya emir-komuta zinciriyle çalışıyorsa, çalışanlardan bağımsız hareket etmelerini beklemek hayaldir.

Liderlik. Kültür. Strateji.

Bunlar meze veya kahvaltı olabilir bazı şirketlerde. Eğer strateji veya kültür liderlik yapmana izin vermiyorsa, orada bir sorun vardır. Kültür ve stratjinizi liderlik tanımınıza göre oluşturmanız verimliliği kolaylaştırır. Çünkü;

Liderlik, bir etkileşim meselesidir. Tek yönlü bir emir-komuta zinciri değil, lider ve ekibin birbirini etkileyerek şekillendirdiği bir süreçtir. Doğru etkileşim de arzulanan çıktılara ulaşmayı kolaylaştırır.

Lider, unvan ve direktif değil, tamamen etkidir. Sadece koltuk sahipleri değil, her seviyeden insan liderlik gösterebilir.

Liderlik, ortak hedefler için yön vermektir. Küçük bir ekipten dev organizasyonlara kadar, insanları aynı amaç etrafında toplar. Güç değil, etki yaratmaktır. İnsanları zorla yönlendirmek değil, ilham vermek ve harekete geçirmektir.

Liderlik, etikle anlam kazanır. Doğru yönlendirme olmadan, güç yozlaşır. Gerçek liderler, sadece hedefe ulaşmayı değil, bunu doğru şekilde yapmayı da önemser.

Özetle: Liderlik, bir kişinin ne kadar güçlü olduğu değil, ne kadar değer kattığıyla ölçülür. Bu da saygı duyulacak bir duruş, tarz, insani yaklaşım gerektirir. Ama liderliğin gereklilikleri çok uzun ve bamaşka bir konu.

Liderlikte Sadede Gelelim

Gerçek bir lider, çalışanlarına güvenmekle, gelişim alanı açmakla ve hata yapmalarına izin vermekle onları geliştirir. İyi bir şirket ile büyük bir şirket (sektörünün lideri, öncüsü de diyebiliriz) arasındaki en önemli fark budur bence. Çalışanların sadece “uygulayıcı” değil, “düşünen ve inisiyatif alan” bireyler olmasını sağlayabilmektir.

Önceki
Önceki

Hayal Satmıyoruz

Sonraki
Sonraki

Bağımsız İş Gücü ve Fraksiyonel CMO'lar