Daha Daha Daha: Büyümeyi yanlış mı anlıyoruz?
Paranın sıkılaştığı, işsizliğin arttığı, ciroların azaldığı dönemlerde garip bir şey oluyor: Zihinlerimiz de küçülüyor.
Dışarıda nakit akışı yavaşladığında, içeride yani zihnimizde korku temelli bir hızlanma başlıyor. "Büyümem lazım. Daha çok kazanmam lazım. Önümüzdeki aylarda ne olacak? O etkinliğe de gideyim, şu networkü de yapayım. Aman fırsatı kaçırmayalım, aman geride kalmayalım...Satışları arttırmam lazım… “. Bunlar haklı endişeler.
Ancak bir panik hali bu. Sanki herkes bir maratonda ama kimse nereye koştuğunu bilmiyor gibi bir tablo var karşımızda. Günah keçisi bulmak da çk kolay. Teknoloji, yapay zeka ve bu duruma sebep olabilecek her türlü başka kurumsal veya durumsal sebep… Hele bir de "Yapay Zeka" faktörü var ki kimse önüne geçemiyor. İnsanlar, makinelerle hız anlamında yarışmaya çalışıyor. Bir LLM saniyede yüzlerce kelime üretiyor diye, biz de daha hızlı içerik üretmeye, daha hızlı kod yazmaya, daha hızlı yaşamaya çalışıyoruz.
Yavaşlamaya çalışanlara selam olsun.
Evet, biz bu yarışı kazanamayız. Makineyle hız yarışına giren insan, sadece yorulur ve tükenir.
Oysa durup sormamız gereken soru şu: Biz şişmanlamaya mı çalışıyoruz, yoksa büyümeye mi?
Bu bir diyet veya gelişim yazısı değil. Büyüme denilen kavramın aslında sanıldığı gibi olmadığını hatta başka bir şekilde çerçevelemek gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.
Kevin Kelly ve İkinci Tür Büyüme
Teknoloji dünyasının en tatlı, en ilginç düşünürlerinden biri olan Kevin Kelly'nin (Wired dergisinin kurucu editörü) harika bir tespiti var. Diyor ki; İngilizcedeki (ve aslında iş dünyasındaki) "Growth" (Büyüme) kelimesi iki anlama gelir ama biz hep birini anlıyoruz.
Tip 1 Büyüme: Şişmek, çoklamak… Bu, bizim bildiğimiz büyüme. Daha çok ciro, daha çok personel, daha çok şube, daha çok takipçi... Biyolojik olarak bu; bir çocuğun kilo alması gibidir. AVM otoparklarınının dolup taşmasıdır. Her yerdeki yoğun trafiktir. Doğası gereği "daha çok" demektir. Şu an hepimiz buna odaklanmış durumdayız, değil mi?
Tip 2 Büyüme: Olgunlaşmak… İşte kaçırdığımız en önemli nokta burası. Kevin Kelly buna "evrimsel büyüme" diyor. Bu, bir çocuğun sadece kilo alması değil, ergenlikten çıkıp olgunlaşmasıdır. Karakterinin oturmasıdır. Aynı malzemeyi kullanarak, daha karmaşık, daha derin ve daha değerli bir şeye dönüşebilmektir.
Aslında standart ekonomi (Tip 1), insanlara "daha çok şarap" içirmeyi hedefler. Tip 2 büyüme ise, insanlara "daha iyi şarap" içirmeyi hedefler.
Yapay Zeka Çağında "Daha İyi" Olmak
Bugün start-up'lar, markalar ve profesyoneller olarak bir yol ayrımındayız. Ne zaman değildik ki?
Ekonomi daralırken "daha çok" satmaya çalışmak, yokuş yukarı koşmak gibi hissettiriyor. Ama "daha iyi" olmaya çalışmak? İşte o, yerçekimini lehine kullanmaktır, akıntıyı yanına almaktır. Gönülün ve sosyal olanın gücünü kullanmaktır.
Yapay zeka "Tip 1" işleri bizden çok daha iyi yapacak. Daha çok veri, daha çok üretim, daha çok hız. O konuda rekabet bitti. Geçmiş olsun.
Biz mesela soğuk satış yapmaya çalışarak satış olmayacağını tahmin ediyoruz. Tamamen yok olmasa da azalacaktır.
Ama Tip 2 hala bizim elimizde. Amansız bir telaşlı yarış yerine sosyal faydayı düşünebiliriz. Mesela;
Yüzlerce tane kartvizit dağıtmak yerine (Tip 1), iki kişiyle derin ve güvene dayalı bir iş ortaklığı kurmak (Tip 2).
Her gün 5 tane boş blog ve sosyal medya yazısı girmek yerine, ayda bir tane ama okuyanın hayatına dokunan bir yazı yazmak.
Ciroyu artırmak için karlılığı eritmek ve her yere saldırmak yerine, süreçleri iyileştirip verimliliği artırmak.
İşsizlik sağlamak yerine sosyal girişim olanaklarını düşünmek.
Burada pazarlama alanındaki olgunlaşmaya yönelik pazarlama ise topluluk odaklı düşünerek daha iyi sonuç verecektir. Küçük-büyük, sosyal - hobi hatta amaç odaklı topluluklar… Organik olarak var olan, üyelerinin birbirleriyle iletişimi ve etkileşimi olan topluluklardan bahsediyorum. Bir amaç, ortak üretim veya benzer yaklaşımda olan insanların bir araya gelip faydalı olduğu insanlar bunlar. Sosyal medya takipçileri değil sadece. Ancak hayran/fan grupları da topluluk olabilir, mesleki gruplar da… Dernekler STK’lar da aslında topluluk olsa da hepsi bu mantıkta ilerlemiyor. Bu arada topluluk hakkında merak ettiğiniz diğer konuları Aidiyet Arayışı, Topluluk ve Ciro yazımdan okuyabilirsiniz.
Evrimleşmek Zorundayız
Kevin Kelly uyarıyor: Dünya nüfusu 2070 civarında zirve yapıp azalmaya başlayacak. Bence daha da erken olabilir. Yani "müşteri sayısı" sonsuza kadar artmayacak. Gezegenin kaynakları da "daha çok" üretmemize izin vermiyor zaten.
Bu yüzden kurtuluşumuz; kilo almakta değil, olgunlaşmakta.
Para sıkılaşabilir. Piyasa daralabilir. Ama zihnimizi daraltmayalım. Telaşla koşturup "daha çok" peşine düşmek yerine, durup "nasıl daha iyi, daha rafine, daha insan olabilirim?" diye soralım. Benden başka ne olur? diyelim mesela… Bu arada bunu dedirten harika bir topluluk var: genwise.
genwise’ın sitesinden alınmıştır.
Mesele Hırs Değil, İnsanı Anlamak: Fraksiyonel Liderlik
Ve son olarak, yanlış anlaşılmasın; bu anlattıklarım bir "daha çok kazanalım" hırsı değil. Bu bir açgözlülük hiç değil. Hatta, "Yapay zeka geliyor, eyvah işsiz kalacağız" korkusuyla verilen bir tepki de değil.
Tam tersine. Bu bir sakinleşme çağrısı. Farklı bakabilmenin pragmatizm olmadığını ima etme cümlesi…
Fraksiyonel Liderliği (özel olarak da Fraksiyonel CMO) kavramını tam da bu yüzden bu kadar sık dile getiriyorum. Çünkü Fraksiyonel Akıl, şirketinize "Tip 1" (şişmanlama) paniğini değil, "Tip 2" (olgunlaşma) vizyonunu getirir. Getirmeli. İkisinin birlikte çalışabileceğine dair bir sistem kurmalı. Bunu İK, satış, teknoloji gibi alanlarda da yapabilmeli bir fraksiyonel lider.
Fraksiyonel liderlik hakkında bilgi almak için şuraya bakmanızı öneririm: FLC
Bizim derdimiz, markanızı verilerle boğmak veya her gün bir yerlerde bağırıp çağırmasını sağlamak değil. Bizim derdimiz, insanı anlamak. Bunu da günün en etkili teknolojileriyle birlikte kullanmak tabii.
Müşterinizin kalbini, ekibinizin ruhunu, ürününüzün hikayesini anlamak... Ve bu anlayışla, teknolojinin hızına kapılmadan, onunla birlikte kaliteli bir şekilde büyümek. Her iki türde de büyümek. Bazen küçülerek büyümek hatta. Bazen de kaybederek büyümek…
Yapay zeka ne kadar hızlanırsa hızlansın, "değer" kavramını belirleyen şey hala iki insan arasındaki o sahici bağdır.
Makine koştursun, biz dans edelim.
Makine üretsin, biz anlam katalım.
Büyümeyin demiyorum. Elbette büyüyelim. Ama artık korkuyla değil, bilgelikle büyüyelim.
Ergen gibi değil, yetişkin gibi büyüyelim. Topluluklarla birlikte anlamı, bağlamı oturtarak büyüyelim.
Not: Pazarlamanın büyüme terimiyle karşılanmasına da ayrıca itirazım var. Keza pazarlamanın amacı ile büyüme denilen şeyin amacı aynıdır. Uzmanlık anlamında bir itirazım olmaz. Tartışmak isteyen varsa bana yazsın lütfen.