Bir Kitap Nasıl Satılmaz?

Satmak mı, Bağ Kurmak mı?

Bugünlerde fazlasıyla satmakla, büyümekle ilgileniyor insanlar. Al - ver, kazan - kazan, ucuza üret (zaman ya da para) aynı fiyata sat, çok sat. Satış için network yap. Kulislerde, kahve aralarında fırsat ara. Daha çok üret, göster kendini, yapaylıktan nasibini de al bu arada. Cin olmadan adam çarp. Hemen sonuç bekle. Sat. Hedeflere ulaş. Bunları da ucuza yap. İhtiyacı olanlar ürünü/sağlayıcıyı bir araya getir, buluştur, komisyon al, iyi bir aracı ol, satışı daha etkili yap, ağ kur, doğru yerde ol.

Liste uzar gider.

Ancak bağ kurmak, (gerçek) ilişki geliştirerek fayda üreterek (hatta birlikte üreterek) anlayarak, dinleyerek, anlaşılarak karşılıklı alışveriş yapmak, paylaşmak çok daha değerli benim gözümde. Satış lafı değersiz kalır.

Satmaya çalışmak başka, değerli bir bağ oluşturmak başka.

Mış gibi görünmek başka, ilişki kurmanın doğrulamasını yapmak, dost dinlemek başka.

Şimdi araya reklam alıyor gibi oldu ama; geçen hafta Emre Sever Sendromsuzlar’a konuk oldu. Sendromsuzlar Anisah Coffee’nin desteklediği bir podcast. Orada söylediği bir cümle çok değerliydi:

Bir sıkıntıya düştüğümde, sağlık, maddi veya manevi rahatlıkla arayıp yardım isteyebileceğim insanların olması dünyanın en önemli şeylerinden birisi.

Cümle tam bu değildi ama anlamı buydu.

Zihinsel Bir Egzersiz: Bir Kitap Nasıl Satılır?

Benim de kitaplar dostum oluyor genelde. Onlar sadece fikren yardımıma koşuyor!

Mesela, bir zihinsel egzersiz olarak aklıma takılıyor; bir kitap nasıl satılır? Nasıl satışlar arttırılır? Bunun bir formülü kanıtlanmış tek bir çözümü yok. Bunu anlatamam, ki zaten profesyonel bir alan. İşin ehli bilir muhakkak.

Doğru Soruları Sormak

Ama oturup düşünmek gerekiyor:

Okuyucu kim? Yayınevi nasıl biliniyor? İtibarı var mı? İnsanlar bu tip kitapları nereden duyuyor veya nerede görüyor?

İnsanlar kitap okuyor mu?

Yayınevi o kitap için uygun mu? Tesadüfen bulunabilir mi bu kitap? Çok satanlara mı oynuyor? Yazarı sevilen bir insan mı? Kitlesi var mı? Yazar olarak biliniyor mu? Satmıyorsa sebepleri ne? Ne kadar sürede satar? Kitabın yorumları, karşılanması nasıl olur? Tanıtımı nasıl yapılmalı? Kitapseverler sever mi bu kitabı? Kimler bu kitap hakkında konuşur? Paylaşırlar mı?

Bu ülkede kitaplar nasıl algılanıyor? Kitaplar nasıl tüketiliyor? Başka bir ülkede aynı yazarın kitabı satılır mıydı? Nasıl satardı?

Bir kitap okunduktan sonra ne olur? Bu satmaya çalıştığın kitap okunduktan sonra ne etki bırakır insanda? Kaç çeşit okuyucusu var bu kitabın? Alma motivasyonu ne olabilir?

Samimi şekilde (organik) veya kazanç amaçlı (reklam) mı anlatılıyor kitap? Bunun oranı ne?

Bir kitap kendisini okutur mu?

Tesadüflerin Gücü ve Okuma Tercihleri

Geçen hafta sonu bir yazı okudum. barnes&noble (ABD’de bir kitapevi) satışlarını %25 arttırmış. İnsanlar çünkü tesadüfen kitap alıp okumayı tercih ediyorlarmış. Yani tam da benim gibi…

Bir dönemler sadece kitap okuyarak yaşıyordum. Şimdi başka şeyler de yapıyorum. Çok da önemli bir detay değil. Ancak o dönemlerde okuma listemi belirleyenler şunlardı:

  • Belirli kitaplar

  • Merak alanım

  • Fikrine önem verdiklerim (alanına göre) Popülerlik, influencerlar filan pek önemli değildi, hala da değil.

Bazen kitaplar kütüphane içinde kaybolarak bulunur. Bir kitabı ararken başka iyi bir kitaba denk gelirsin. Faltaşı gibi açılır gözlerin, ibadet edercesine kitap avına devam edersin…

Geçmeyen Bir İştah: Merak ve Gusto

Felsefe, şiir, bilim, sosyal bilimler, tarih, müzik, sanat, film, psikoloji, tıp… Liste uzayıp gidiyor. Şimdi belki daha da detaylanmıştır.

Okumanın, merakın iştahı ve zevki hiç geçmiyor. Bir gusto durumu yani. Bir defa tadına varan pek de kolay kolay bırakamaz bunu. Zaman da kısıtlı ve bundan sonra da zamanımı kitaplara, düşüncelere ve üretmeye ayırıyorum. Kafam açılsın, kafa açayım ve faydam dokunsun istiyorum. Bu benim için hayatın anlamı.

Mesele Pazarlamak Değil, “Buna Değer” Dedirtmek

Bir şey satmak, pazarlamak mesele değil. Bir merak bahçesi oluşturmak ve içinde gerçek insanların (veya gerçek insan düşüncelerinin) olduğu bir alan olması değerli.

İnsan tanımak ve anlamak aslında kitap işi. Başkasının anlatımı, hikayesi veya düşüncelerini alıp işleyebiliyor, sorgulayabiliyor, öğrenebiliyorsun.

Bir kitabı satmaya çalışmak olmamalı mesele. Tabii ki bir işletme için satış önemli. Ama o kitabın içindeki mevzuyu, duyguyu, düşünceleri “ buna değer” dedirtmek sattırır. En azından belirli bir kısmı için böyle oluyordur. Herhangi bir araştırma, veri okumadım, bir tahmin sadece bu.

Kitapların Akıbeti ve Dostluk

Bir de şöyle bir şey var: Bir kitap alırsın durur. Diğeri alınır okunur, unutulur, sahafa veya bilmediğin bir kütüphaneye bağışlanır. Bir diğer kitap ise okunur saklanır, notlar alınır…

Hele bazıları vardır ki okunur, bir daha bakılır, sonra bir daha okunabilir. Sonra da “ iyi ki bu kitabı almışım, iyi ki yazılmış” dedirtip sana onu aldığın dönemdeki heyecanı hatırlatır.

İşte bu en sonuncusu en önemlisi.

Dost dediğin de öyledir zaten.

İleri
İleri

Markalaşmak İstiyoruz = Ciro İstiyoruz